Bugün: 01.09.2014
  • Ana Sayfa
  • »
  • Genç Sahabenin Ağlatan Hikayesi

Genç Sahabenin Ağlatan Hikayesi


<RUHUMU FEDA EDECEĞİM O GENÇ>

“İnnelleziynet-tekav izâ meshehüm tâifun mineşşeytani tezekkeru feizâhum mubsırun” [Araf-201] Takva sahipleri, şeytanın bir vesvesesine uğrayınca Allah’ı anarlar, bir de bakarsınız onlar (doğruyu) görmüşlerdir (vesveyi atlatmışlardır).
“Ve limen hafe makame Rabbihi cennetan” “Rabbinin huzuruna çıkmaktan korkan için iki cennet vardir” Nakledeceğim hadise, yukardaki ayetle ilintilidir..

Mescide gelip giden bir genç vardır. İbadet-ü taatında derin mi derin.. Başını secdeye koyduğunda güller açıyor. Seccadesini gözyaslarıyla ıslatıyor. Islata ıslata inliyor, dualar ediyor.. Mescide gelip giden bu genç, Hz Ömer’in de dikkatini çekmiş. Öyle çekmiş ki; yokluğu mescidde bir yokluk, bir boşluk meydana getiriyor. Bu genç bir gün gelmez olur mescide.. Ve sorar koca halife: “Falan nerede, filan genç vardı, nerede o..?” der.

Evine gelip giderken şerli bir kadın musallat olmuştur. Bu genç kaşını kaldırıp da bakmaz bile. O kadının, her köşe başında günaha çağıran pusularına aldırış dahi etmez. Fakat kadın, vazgeçmiyor; şehvet bakışlarını bulandırmış, adeta gencin bir boşluğunu arıyor. Bir sendelemesini bekliyor, onu şeytanın tuzağına kıskıvrak yakalayıverecek; iffet abidesi ağlama insanı o genci ebedi hedefinden saptıracak…

Ve o aldırış etmeyen, o boşluk vermeyen genç; birgün kaşını kaldırmasıyla, kendini kadının kapısında buluyor. Bir anda irkiliyor ve diline şu ayet dolaşıyor:

“İnnelleziynet-tekav izâ meshehüm tâifun mineşşeytani tezekkeru feizâhum mubsırun”

“O takva dairesinde olanlar var ya.. O Allah’tan gerçek manada korkup ittika edenler. Allah karşısında bel kıran, boyun bükenler var ya.. İyi zamanlarında Allah’la münasebetlerini, kurbiyetlerini devam ettirenler varya..” diyor Kur’an-i Kerim.. “izâ meshehüm tâifun mineşşeytan”; “Şeytandan gelen tayflara maruz kaldığı zaman, “tezekkuru”; “birden bire hatırlarlar (Allah’ı)” “fe izâ hum mubsırun”; “derken gözleri dört açılır, hakikati görürler”

Hakk’a nigahban olurlar.. “Hakk’tan âyân bir nesne yok, Gözsüzlere pinhan imiş”…

İşte birdenbire diline bu ayetin takıldığını görüyor. Allah, ayeti diline dolayıveriyor, inayetiyle orada hazır ve nazır. Bir anda başından aşşağı adeta kaynar sular dökülüyor. Allah’ım affet derken bi anda utancından kalbi, o Allah’ı anmaktan gayrıya atmamış olan kalbi, hadisatın yüküne dayanamayıp duruyor; olduğu yere yıkılıveriyor genç sahabe.. Ve oracıkta yüce ruhunu Rahmana teslim ediyor.. Ayıp olur diye falan kadının kapısından kaldırıp, götürüp gömüyorlar..

Emir-el Müminin Hz Ömer hıçkırıklarından tanıdığı gencin yokluğunu namaz kıldırırken hemen farkediyor ve soruyor “Nerede o ağlama insanı? Nerede inlemesiyle meşhur genç?” “Ey Emir’ul mü’minin; falan gece vefat etti, götürüp gömdüler..” Vefa insanı hemen mezarına koşuyor gözleri yaşlı. Mezarın başında durup namaz kılan gence namaz kiliyor, ağlayan gence ağlıyor.. Ve sonra da şöyle sesleniyor Hz. Ömer genç sahabeye: “Ve limen hafe makame Rabbihi cennetan” ; “Rabbinin huzuruna çıkacağından korkan için iki cennet vardır” diyor gözyaşları içinde.. Ve birden bire herkesin kanını donduracak bir şey oluyor. Bir ses yükseliyor göklere. Mezardan yükseliyordu bu ses: “Fegat ahadiyallahu merrateyn” “Burada vaad edilenden de fazlasını buldum – Allah bana onun iki katini verdi…”

İşte iffet abidesi bir gencin bize bıraktığı bir kahraman izi… Her sahabe bir yıldız gibidir. Yönünü bulmak isteyenlerin bakabileceği bir yıldız…

Kalplerimize haşyet ve ürperti getirmesi duasıyla…

  • PAYLAŞ